Bakmayın siz bana, eğleniyorum ben

Saturday, January 06, 2007

PUDİNG YAPALIM:)

İşte efsane geri döndü ve bir tarif daha eklemeye karar verdi.İnsanlık için koca bir adım daha atacam:)
Yalnız bu sefer işin kolay tarafına kaçacaz.Ağır ve zor bişey yapmayacağız.Korkmayın, üzülmeyin, darlanmayın, ben neden yapamıyorum diye sıkılmayın, çünkü hepiniz yapabilirsiniz:)

Sizin olayınız nasıl gelişir bilemem ama benimki aynen şöle oldu:Yengeme gidiyorum, onun puding yaptığını görüyorum.Aslında sevmem pudingi ama bisküvi koymuş hoş olmuştur tadı.Sonraki gün canınız çekiyor, işten dönerken alıyorsunuz, evde süt vardır zaten diye süt almıyorsunuz, eve geliyorsunuz ki: aaaaaaaaa süt yokkkk.Tekrar markete gitmeye üşeniyorsunuz, sepetle çekeyim diyorsunuz, çünkü altta market var, ama çok soğuk boşverrr diyorsun ve vazgeçiyorsun.İçiniz daralıyor gidip sepetle çekiyorsunuz.İlknurrrr bana süt koyarmıısnnnn diyorsunuz ve sepete süt bırakıyor canım İlknurum.Kasiyer kız oluyor İlknur.Şeker bir kız:)
Sonrası puding arkasında tarif yazıyo zaten, aynısını yapıyorsunuzAnlatmayayım şimdi teferruatı.Tabağın altına bisküvi kırıklarını, kenarlarına da parçalarını yaslayarak diziyorsunuz.Üstüne pudinginizi döküyorsunuz.
Bu renkli şekerli banaaaaaaa,
Bu kardeşimeeeeee.Kız mandalina hastası ya.Mandalina bahçesini versem doymaz bu:)
Bu annemeeee.Kakao dökecektim ama kalmamış, kadına nesguik döktüm, anlamadı:)
Bunuda kim kaparsa o yesin canım.Herkesi ben düşünemem ya:)
Hadi şimdi servis yapmaya gidiyoruz.Çuf çufff

Millette mutvakta bişey yaptığımı sanıyormuş.Puding yaptığımı görünce hayal kırıklığına uğradılar:)
Bu ne biçim yemek bloğu yaa.Sıradışı bişey oldu.İdare ediverin gayri.
İnanın yemek yapmak yazmaktan daha eğlenceli.

Hımm bugün bişey duydum."Güzel yemek yapanın, kalbide güzel olurmuş"
İnş daha güzel bir şeyler yaparım.Yapayım ki, doğru orantıyı kurabileyim:)
Masalarınız güzel yiyeceklerle dolsun, sofranız Halil İbrahim bereketiyle bereketlensin.
Buğra bana söz verdin, yemek tarifi verecen, bekliyorum bak:))

Saturday, December 23, 2006

PİZZA

Bugün italyan mutvagından takılacaz.Türk mutvağının suyu çıkmadı tabi ki.Hiç bir mutvak bizimkinin yerini tutamaz.Arada dışarı açılmak lazım böyle.Yoksa bizim yemekler baştacı edilesi yemeklerdir.

gelelim tarife, vereyim ki ladybird kızıyo:)

hamur malzemesi,
1 yumurta
2 yemek kaşığı sıvıyağ
1 paket maya(yaş maya)
1 tatlı kaşığı tuz
1 su bardağı ılık su
yeterince un.
hamur yoğurulur ve kabarması için dinlendirilir.

üst malzemeler,
2 soğan
5-6 adet biber
sosis veya sucuk
haşlanmış mısır
mantar(ben katmadım ama katabilirsiniz)
baharatlar

hamur dinlendikten sonra, merdane yardımıyla açılır tepsiye göre, büyüklüğüne göre.Çok kalın ve çok ince olmayack. açtıktan sonra tepsiye yerleştirilir, kenarları daha kalın bırakılır.

diğer taraftan tencerede sıvı yağ kızdırılır, soğan ve biberler dökülür, salça baharat , haşlanmış mısır ve tuz eklenerek biraz pişirilir ve ateşten alınır.

tepsiye yerleştirilen hamurun üstüne kaynatılmış salça sürülür.
onun üstüne hazırladığımız karışım dökülür ve eşit şekilde paylaştırılır.
üstüne aralıklı olarak sucuk dizilir ve fırına verilir.
pişmesine 10 dakika kala peynir dökülür.
fırından çıkarılır, dizilir ve bir güzel yenir:)
afiyet bal şeker olsun.

umarım bişey unutmamışımdır:)

Wednesday, December 20, 2006

PASTA GÜNÜ

Geçen akşam yeğenim Faruk Emre'nin pastasını yaptık.Anaokulunda pasta günü var "illa halalarım yapacak diye" annesine tutturmuş, bizde gidip yaptık.Hay yapmaz olaydık:))Anlatayım.
Şöyle bir anlaşma yaptık, ben kekini yapacaktım süslemesini kardeşim yapacaktı.Görev paylaşımı yaptık ama kek kısmını bir türlü aşamadık.Kek olarak yukarda bahsettiğim kekin aynısını yapıp süsleme yapılacaktı.Ben keki yapıp attık fırına, baktık güzelce kabarıyor, pişiyor, bende övünüp duruyorum kek böyle yapılır diye.Pişti, çıkardık, soğumaya bıraktık, kestik ortadan aaaaaaaaaa ortası pişmemiş.İşte rezil olduğum an.Son çare kesik halde tekrar attık fırına ama nafile olacak gibi değil,hiç te başıma gelmemişti.
Senmisin kekiyle övünen, bak gördünmü neler geldi başına?Mecburen yeni bir kek yapma aşamasına giriştik.O kekide başka amaçlar için kullandık:)
Şükür ikincisi güzel pişti.Soğudu, ortadan kesildi, arasına krema sürüldü, muz konuldu, üst kapağı kapatıldı, üstü krema ile düzleştirildi.Meyvelerle süslendi.

Masayıda çok pis bırakmışız canım.Valla benim sorunum değil artık, yengem düşünsün:)


Halasının gülüüüü.Pastayı çok beğendi Allah'tan.Bidaha gidermiyim, yaparmıyım orası şüpheli artık, pastanın olmaması bir yana, rezilllik bir yana oldu.)Neyse sonunda güzel bişey çıktı ortaya.Sordum öbür gün, hepsini yalayıp yutmuşlar:)

Halacım feda olsun pastalar sana.Yerim ben seni yerim:)

Monday, December 18, 2006

KALPLİ PASTA

Akşama eve gidiyorsunuz, bir yorgunluk bir yorgunluk.Kardeşinize "çay yapsanaaa" diyorsunuz sonra canınız pasta çekiyor "pasta yapsanaaa" diyorsunuz.Tabi kardeş hemen yüz çeviriyor, çünkü o da yorgun.Biraz daha duygu sömürüsüne devam diyorsunuz, hatta üstüne "bak sana şunu veririm, bunu veririm" diye ekleyince yapılmaması için hiç bir neden kalmıyor.
Bir bakmışsınız kardeşiniz elinde bir tabak pastayla içeri giriyor.Tabi siz seviniyorsunuz, teşekkür etmeyi unutacak kadar.Canım, kardeşler arasında teşekkür mü olurmuş diye bir de yüzsüklük yapıyorsunuz ve yemeye başlıyorsunuz.Immm, ımmmm süper olmuş kardeşşş:))

Az uğraşmadım dün gece bunu yaptırmak için:)
Halbuki o kadar kolay ve pratik ki, bin dereden su getiriyor.

Kırıyorsunuz, 2 yumurta, 1 bardak zeytinyağı, 1 bardak yoğurt, 1 tatlı kaşığı karbonat ve birde un ekliyorsunuz oluyor bitiyor.Aynı yukardaki kek gibi.Gerçi istediğiniz kek karışımı ile yapabilirsiniz.İsterseniz üstüne krema sürebilir renk renk yapabilirsiniz, süsleyebilirsiniz, aklınıza ne kadar uçuk fikir varsa bu kalpler üzerinde uygulayabilirsiniz.Korkmayın bunlar kırılmaz kalpler:)

Şimdi bunları yazdım diye benim kardeş takla atsam bile bir daha yapmaz bana bişey:)

Bunun özel bir makinesi var, tost makinesi gibi.İçine bir kaşık döküyorsunuz 2 dakika da pişiriyor, sonra diğerini döküyorsunuz.Bazan misafir gelince, anlamıyor makina da yapıldığını, nasıl bu kadar uğraştınız, tek tek nasıl deldiniz, bu kadar niye zahmet ettiniz diye söylüyorlar.Bende "fırsat bu fırsat" deyip "eee zahmetli olan makbuldur, değer size, ne kadar da uğraştım" diye iyice sarıp sarmalıyorum olayı.Gerçeği öğrenince tabi demedikleri kalmıyor:))

Almanlar çok yapıyor bunu.Vaffle diyorlarmış pek muhterem kendileri.Zaten bu pasta makinesi de ordan gelme.Türkiye'de çok aradık ama bulamadık.
Özel günlerde çok güzel pasta olabilir bence.Eeee kalp var daha ne olsun.İki kalp bir araya gelince, gönüller seyran olur.Değiştirdik ama olsun:)

Kalbim var benim, alıştıra alıştıra söyleyin ne söyleyecekseniz:))
Kardeşçik hadi sana teşekkür ederim, bak bu iyiliğimi unutma, her zaman teşekkür etmem.Üstelik kamuoyu önünde teşekkür ediyorum, kıymetini bilesin, ayrıca; bu gece de isterim:))

Ne demişler:
KALPTEN KALBE YOL VARDIR

Sunday, December 17, 2006

OLSUN DA ELMALI OLSUN

Ne demiştik en son?Arkası yarın demiştik:).

Yarını yakalamanın onuruyla bugün elmalı bişeyler yapacaz.Biz yaptık ta, anlatalım şimdi, yedik bile:)

2 yumurta
1 bardak zeytinyağı
2 bardak yoğurt
100 gr margarin
1 tatlı kaşığı tuz
kabartma tozu
aldığı kadar un.
bütün malzemeleri yoğuruyorsunuz.Kulak memesi yumuşaklığında olacak diyorlar ya öyle işte.Ben hiç test etmedim ama vardır bir bildikleri.
Hatta etrafınızda biri varsa siz hiç zahmet etmeyin yoğurtun:)Ben kimseyi bulamadığım için başıma kaldı.Yoğurduktan sonra hamuru dinlendirin, dinlenmiş hamur her zaman iyi sonuç verir.Bana güvenin:)

Diğer taraftan 5-6 elma soyulur.
rendelenir.Bu sefer rendeleyecek birini buldum.Kurban kardeşim:)



Rendelenen elmaya 1,5 bardak şeker ve 1 tatlı kaşığı tarçın konur ve pişirilir.daha sonra soğumaya bırakılır hem birazda şekerin erimesiyle ortaya çıkan suyuda çekmiş olur.

Yoğrulan hamurdan parçalar alınır ve biraz kalın şekilde açılır.


İşte buda benim kalfam Kevser hanım.yalnız şu anda sadece yırtmakla meşkul:)Kevser doğduğunda annesi ilk bizim eve getirdi.Marifetli ve hamur işlerini çok yapan biri olsun diye:))Etkisini göstermiş hemen.

Açtığımız yufkayı kareler halinde kesiyoruz.Üzerine yaptığımız elmalı karışımı koyuyoruz ve kim saracak diye bekliyoruz, kimse yanaşmayınca boynumuzu bükük devam ediyoruz:)

İşte sarılmış şekli.Arada yengeme öğretmekten bir kaç tanesi zayi olsa da önemli değil.Nasıl olsa sen yiyeceksin yoksa ben estetiğe dikkat ederim diyerek onu kızdırma dışında bir vukuat olmadı:)

Ve işte kader anı.Deniyoruz ve ne diyoruz? ımmmm, ımmm, ımmmmm, süper diyoruz:)
Kevser içlerini boşaltıp hamurunu bırakmak dışında yeme sırasında da bir olay olmadı:)
İsterseniz üstüne pudra şekeri serpebilirsiniz.


Malzemeler birleşir ve ortaya güzel, lezzetli bir şey çıkar.Dilimizden dökülenler de bir nevi iç malzememizin birleşiminden doğanlar değil midir?


Dilinizden hep güzel şeyler dökülsün.


"Sözün gül ise, sen bir gül bahçesisin"
Mevlana

YAŞASIN BENİM DE YEMEK BLOĞUM VARRR:))

"yerli malı,
yurdun malı,
herkes bunu kullanmalı"

...evet güzel bir günle güzel bir sayfaya başlamış bulunuyorum.Dün akşam Furkanımıza kek yaptık.Çünkü "yerli malı haftası" yapacaklarmış.Bizde buna katkıda bulunalım dedik.

Önce bir kek tarifimizi verelim.Ölçülere bağımlı kalmayı sevmiyorum ama kendimi zorlayıp bir ölçü verecem.Yoksa ben hep kafama göre yaparım.

2 yumurta
1 su bardağı yoğurt
1 su bardağı zeytinyağı
1,5 su bardağı şeker
2 çay kaşığı karbonat
alabildiği kadar un

hepsini bir güzel karıştırıyorsunuz.Miksere gerek yok bu sefer elimiz görür bu işi.Hareket olur biraz da.İyice karıştırdıktan sonra artık hangi tepsiye istiyorsanız dökün 150 derecede pişirin.Sonra da çıkarıp bir güzel yiyin.


kekimiz ve sahibesi:)



kestik biraz.maksat tadına bakmak, yoksa gözümüz yok kekinde:)


Bu kek kolay kek diye tabir edebileceğimiz, evimizde genelde bulunan malzemelerden yapabileceğimiz bir kek.Annem , biz çocuken çok yapardı.Evi saran o kokuya bayılırdım.


Evet yerli malı dedik.Bu konuda kötü bir hatıram var.İlkokuldayken biz de yerli malı yapmıştık.Müzik hocamız yerli malıdır ve faydalıdır diye hepimize havuç yedirmişti zorla.Ben hiç sevmezdim havuçu öyle yemeyi.Berbat bir gündü, o günden sonra havuç görmek istememiştim.Bu ülkede herkesi öğretmen yapmamak lazım.Hele ki havucu sevmeyen insanların da olabileceğini öğretmek lazım üniversiteler de.


hayatımıza giren onca yabancı mallar arasında "ne kadar yerli malına sadık kalabiliriz" tartışmaları bir yana, Sinan Aygün'ün yerli malı kullanılması konusundaki açıklamaları bir yana, hâlâ yerli malı etkinliğinin yapılması, çocukların bunu bilmesi güzel bişey.


Gelen de sağolsun gelmeyen de, amacım zaten kimseye "işte ben bunları biliyorum" demek değil, diyorum ya bakmayın siz bana kendi kendime eğleniyorum ve tariflerimi hep kaybediyorum, bunu yaparak düzenlemişde olacam.Ayrıca benden tarif isteyen arkadaşlarıma da kopyalayıp yapıştırabilecem:)


yengem bizi(benle kardeşimi) ele geçirince istekleri bitmedi, birde elmalı kurabiyelerden yaptırdı.Arkası yarın:)